Öne çıkan noktalar

Sürekli ağlama isteğiyle ilgili bilinmesi gereken dört temel nokta:

1
Sürekli ağlama isteği tek başına psikolojik bir rahatsızlık olduğu anlamına gelmez.
2
Yoğun stres, kaygı, uykusuzluk ve hormonal değişiklikler ağlama isteğini artırabilir.
3
Ağlama isteğine çökkünlük, umutsuzluk veya günlük işlevlerde azalma eşlik ediyorsa değerlendirme önemlidir.
4
Amaç ağlamayı bastırmak değil, bu duygunun altında yatan nedenleri anlamaktır.

“Son zamanlarda çok ağlıyorum.”

Bazen tek başına söylenen bu cümle, aslında sadece bir ağlama davranışından çok daha fazlasını anlatır. Çünkü gözyaşları çoğu zaman yalnızca o anda yaşanan üzüntünün değil, bir süredir biriken duyguların da ifadesi olabilir.

Kimi zaman belirli bir olayın ardından ağlarız. Bir kayıp, bir hayal kırıklığı, bir ayrılık ya da hayatımızda yaşanan önemli bir değişiklik bizi duygusal olarak zorlayabilir. Kimi zaman ise ortada belirgin bir neden yokmuş gibi gelir. Bir konuşmanın ortasında, arabada, gece herkes uyuduktan sonra ya da günün en sıradan anında bir anda ağlama isteği ortaya çıkabilir. Bu durumda ilk akla gelen soru genellikle “bende bir sorun mu var?” olur. Oysa ağlamak, insanın en doğal duygusal tepkilerinden biridir. Önemli olan ağlıyor olmak değil, ne zamandır böyle hissettiğimiz, ne yaşadığımız ve bu durumun hayatımızda neye karşılık geldiğidir.

Uzman Adı



UZMAN GÖRÜŞÜ

Sık ağlamak çoğu zaman tek başına bir problem değil, kişinin yaşadığı duygusal yükün bir yansımasıdır. Önemli olan ne kadar ağladığınızdan çok, bu isteğin neden ortaya çıktığını ve günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini anlamaktır.

Ece Şahin

Klinik Psikolog

Sürekli Ağlama İsteği Normal Midir?

Ağlamak, duygularımızı ifade etmenin doğal yollarından biridir. Üzüldüğümüzde, kırıldığımızda, özlediğimizde, korktuğumuzda veya yoğun bir stres yaşadığımızda ağlayabiliriz. Hatta bazen çok mutlu olduğumuz anlarda bile gözyaşlarımız gelebilir. Bu nedenle ağlamayı tek başına bir problem olarak değerlendirmek doğru değildir.

Ancak bazen ağlama isteği sıklaşır ve kişi kendisini “her an ağlayacakmışım gibi hissediyorum” derken bulur. Ağlama isteği günlük yaşamı, ilişkileri, iş hayatını veya kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi etkilemeye başladığında ise biraz durup neler olduğuna bakmak gerekir. Burada önemli olan ağlamanın sayısını hesaplamak değil, kişinin yaşadığı duygusal yükü anlamaya çalışmaktır.

Uzun süren bir yasın, yoğun stresli bir dönemin veya zorlayıcı bir yaşam olayının ardından daha sık ağlamak anlaşılabilir bir durumdur. Fakat hiçbir şeyden keyif alamama, sürekli çökkün hissetme, yoğun kaygı, umutsuzluk, uyku problemleri veya günlük işlevsellikte belirgin düşüş gibi başka belirtiler de eşlik ediyorsa profesyonel bir değerlendirme faydalı olabilir.

Ağlayınca Vücutta Neler Olur?

Ağlamak, yalnızca “duygusal” bir tepki değildir. Yoğun bir duygunun yaşandığı sırada bedenimiz de bu sürecin bir parçası olur. Ağlama sırasında nefes alışverişimiz değişebilir, kalp atışımız hızlanabilir ve bedensel bir gerginlik hissedebiliriz. Ağlama sonrasında ise bazı kişilerde gevşeme ve rahatlama hissi oluşabilir. Fakat herkes ağladıktan sonra kendisini daha iyi hissetmeyebilir.

Bazen ağlamak kısa süreli bir rahatlama sağlayabilirken kişinin yaşadığı temel üzüntü, kaygı veya çaresizlik devam edebilir. Gözyaşı yalnızca duygunun dışarı çıkması olabilir, duygunun nedenini değiştirmek için ise başka bir şeye ihtiyaç vardır.

Sürekli Ağlama İsteğinin Yaygın Sebepleri

Sürekli ağlama isteğinin arkasında tek bir neden bulunmayabilir. Bazen birkaç farklı etken birbirine eklenir. Uzun süren stresin üzerine uykusuzluk, yaşanan bir hayal kırıklığının üzerine kaygı veya hormonal değişikliklerin üzerine duygusal bir zorlanma eklenebilir. Bu nedenle ağlama isteğini değerlendirirken kişinin bütün yaşamına bakmak gerekir.

1- Depresyon

Sürekli ağlama isteği depresyonda görülebilen belirtilerden biri olabilir. Özellikle uzun süren çökkünlük, umutsuzluk, hayattan keyif alamama, isteksizlik, enerji azalması, uyku veya iştah değişiklikleri gibi belirtiler de varsa depresyon açısından değerlendirme yapılması önemlidir.

Burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak gerekir; sürekli ağlamak tek başına depresyon demek değildir. Bir kişinin depresyonda olup olmadığını anlamak için yalnızca ne kadar ağladığına değil, genel duygu durumuna, düşüncelerine, davranışlarına, günlük yaşamındaki değişimlere birlikte bakmak ve ruh sağlığı uzmanı tarafından klinik bir değerlendirme gerekir.

2- Anksiyete Bozuklukları

Bazen ağlamanın altında üzüntüden çok yoğun bir kaygı vardır. Zihnin sürekli bir şeyleri düşünmesi, “ya şöyle olursa?” sorularının bitmemesi, kontrol edemediğimiz durumlarla ilgili endişelenmek ve sürekli tetikte olmak kişiyi zaman içinde oldukça yorabilir. Özellikle kişi uzun süre kaygısını kontrol etmeye çalışıyor ve bunu çevresine göstermemeye çabalıyorsa, ağlama bir noktada bu yoğunluğun dışa vurulma biçimlerinden biri hâline gelebilir.

3- Yoğun Stres ve Tükenmişlik

Sürekli ağlama davranışının oluşmasında her zaman büyük bir olayın olması gerekmez. Bazen küçük gibi görünen pek çok şey üst üste gelir. İş, ev, çocuklar, ilişkiler, sorumluluklar, yetişmesi gereken işler, başkalarının ihtiyaçları… Ve kişi bütün bunların arasında kendisine hiç yer bırakmadan devam eder.

  • Biraz daha dayanayım.
  • Şimdi sırası değil.
  • Bunu da halledeyim.
  • Sonra dinlenirim.

Bu cümleler uzun süre devam ettiğinde, kişinin duygusal kaynakları tükenebilir. Ağlama isteği de bazen tam bu noktada kendisini göstermeye başlayabilir.

4- Travmatik Durumlar

Travmatik yaşantılar kişinin kendisini güvende hissetme, duygularını düzenleme ve yaşananları anlamlandırma biçimini etkileyebilir. Travma sonrasında bazı kişiler daha sık ağlayabilir, bazıları ise tam tersine duygularından uzaklaşmış gibi hissedebilir. Her iki durumda da kişinin yaşadığı deneyimin kendisi ve bu deneyimin bugünkü yaşamına etkisi önemlidir.

Bazen geçmişte yaşanan bir olayın etkisi, olayın kendisinden çok daha sonra ortaya çıkabilir. Bu nedenle “aradan bu kadar zaman geçti, neden şimdi böyle hissediyorum?” sorusu travma sonrası süreçlerde karşımıza çıkabilir.

5- Hormonal Değişiklikler

Hormonal değişiklikler de duygu durumunda dalgalanmalara ve ağlama eğiliminde artışa eşlik edebilir. Özellikle regl öncesi dönem, gebelik ve doğum sonrası süreçlerde hormonal değişimlerin yanı sıra yaşam koşullarındaki değişiklikler de duygusal hassasiyeti artırabilir.

Tabi yaşanan her ağlama isteğini hormonlarla açıklamak doğru değildir. Belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve başka hangi değişikliklerin eşlik ettiği birlikte değerlendirilmelidir.

6- Uyku Eksikliği ve Kronik Yorgunluk

Bazen kendimize psikolojik bir açıklama ararken aslında bedenimizin ne kadar yorulduğunu gözden kaçırabiliriz. Uykusuzluk ve uzun süren fiziksel yorgunluk, stresle baş etme kapasitemizi ve duygularımızı düzenleme becerimizi zorlaştırabilir. Daha önce kolaylıkla tolere ettiğimiz şeyler bile çok daha ağır gelmeye başlayabilir.

Bu nedenle sürekli ağlama isteği yaşayan bir kişinin kendisine şu soruyu sorması da önemlidir: “Ne zamandır gerçekten dinlenmiyorum?”

Sürekli Ağlama İsteğine Eşlik Eden Duygular

Ağlama isteğinin altında her zaman yalnızca üzüntü bulunmaz. Bazen kişi aslında çok öfkelidir ama öfkesini ifade edemiyordur. Bazen kendisini yalnız hissediyordur. Bazen uzun zamandır herkese yetişmeye çalışmanın yorgunluğu vardır. Bazen de yaşadığı bir durum karşısında ne yapacağını bilememenin çaresizliği…

Ağlama isteğine;

  • Üzüntü,
  • Kaygı,
  • Çaresizlik,
  • Yalnızlık,
  • Öfke,
  • Kırgınlık,
  • Suçluluk,
  • Değersizlik,
  • Hayal kırıklığı,
  • Bunalmışlık gibi pek çok duygu eşlik edebilir.

Hatta bazı kişiler “neden ağladığımı bile bilmiyorum” diyebilir. Bu cümleyi duyduğumuzda ilk bakmamız gereken şey, gerçekten bir neden olup olmadığı değil, kişinin o nedeni henüz fark edip edemediğidir. Çünkü bazen duygular önce bedenimizde kendini gösterir, sonra kelimelere dönüşür.

Ağlama Krizleri Anında Ne Yapılmalıdır?

Yoğun bir ağlama anında kendimize yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri, o duyguyu hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine önce kendimize biraz alan açmaktır. Mümkünse daha sakin bir yere geçmek, nefesi yavaşlatmak, birkaç yudum su içmek ve bedenin sakinleşmesine izin vermek yardımcı olabilir.

Ağlamayı zorla durdurmaya çalışmak yerine “şu anda zorlanıyorum” diyebilmek de önemlidir. Bazen kendimize söyleyeceğimiz tek bir cümle bile yeterince destekleyici olabilir: “Şu anda böyle hissetmem hep böyle hissedeceğim anlamına gelmiyor.”

Güvendiğiniz birine ulaşmak, yalnız kalmak istemiyorsanız bunu paylaşmak veya yalnızca bir süre kendinize eşlik etmek de işe yarayabilir fakat bunların o anı geçirmek için yardımcı yöntemler olduğunu unutmamak gerekir. Eğer ağlama krizleri sıklaşıyor veya altında yatan duygusal yük giderek ağırlaşıyorsa, yalnızca kriz anını yönetmeye değil, bu duygunun kaynağını anlamaya da ihtiyaç vardır.

Sürekli Ağlama İsteği ile Başa Çıkma Yolları

Sürekli ağlama isteğiyle baş etmek, ağlamayı durdurmayı öğrenmekten çok daha fazlasıdır. Asıl soru şudur: “Beni ağlatan şey ne?” Bazen cevabı bulmak kolaydır. Bazen ise biraz zamana ihtiyaç vardır.

Duygunuza bir isim vermeyi deneyin

“İyi değilim.” oldukça genel bir ifadedir. Bunun yerine kendinize “şu anda üzgün müyüm, kırgın mıyım, kaygılı mıyım, yoksa çok mu yoruldum?” diye sorabilirsiniz. Duyguyu isimlendirmek, onu değiştirmese bile anlamlandırmaya yardımcı olabilir.

Hayatınızdaki yükleri fark edin

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • “Son zamanlarda neleri tek başıma taşımaya çalışıyorum?”
  • “Neleri sürekli erteliyorum?”
  • “Kendime ne kadar alan bırakıyorum?”

Bazen ağlama isteği, hayatımızdaki yüklerin artık taşıyabileceğimizden daha fazla olduğunu fark etmemizi sağlar.

Dinlenmeyi ertelemeyin

Dinlenmek için tamamen tükenmeyi beklemek zorunda değiliz. Uyku düzeni, beslenme, hareket etmek, sosyal destek ve kişinin kendisine ayırdığı zaman duygusal dayanıklılığın önemli parçalarıdır. Kendimize ayırdığımız zaman “yapılacak işler bittikten sonra” bırakıldığında, o liste çoğu zaman hiç bitmez.

Duygularınızı ifade edin

Duyguların ifade edilmesi, onların hemen ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Ancak bastırmak zorunda kalmadan duygunun varlığına alan açmak, kişinin kendisini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Bazen konuşmak, bazen yazmak, bazen güvendiğimiz biriyle paylaşmak… Herkesin duygusunu ifade etme biçimi farklı olabilir.

Gerekirse destek alın

Bazı duygular kendi başımıza taşıyabileceğimizden daha ağır olabilir. Psikoterapi sürecinde kişinin yalnızca ağlama isteği değil, bu isteğin altında bulunan düşünceler, duygular, yaşam olayları, ilişkiler ve baş etme biçimleri birlikte ele alınabilir.

Amaç “daha az ağlayan biri olmak” değil, kendimizi neden bu kadar zorlanmış hissettiğimizi anlayabilmek ve ihtiyaçlarımızla daha sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.

Ne Zaman Uzman Desteğine Başvurmalısınız?

Her ağlama isteğinde psikolojik ve/veya fizyolojik açılardan uzman desteği gerekmemekle beraber aşağıdaki durumlarda bu isteğin bize bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteren bir işaret olabileceğini dikkate almak gerekir.

  • Ağlama isteği uzun süredir devam ediyorsa,
  • Günlük yaşamınızı veya işlevselliğinizi etkiliyorsa,
  • Kendinizi uzun süre boyunca çökkün veya umutsuz hissediyorsanız,
  • Daha önce keyif aldığınız şeylere karşı ilginiz azaldıysa,
  • Yoğun kaygı veya huzursuzluk yaşıyorsanız,
  • Uyku ve iştah düzeniniz belirgin biçimde değiştiyse,
  • İnsanlardan uzaklaşmaya başladıysanız,
  • Yaşadığınız bir kayıp veya travmatik olayın ardından toparlanmakta zorlanıyorsanız,
  • Duygularınızı kontrol etmekte giderek daha fazla zorlanıyorsanız,

bir uzmandan değerlendirme almanız faydalı olacaktır. Buradaki amaç yaşadığınız her zorluğu bir hastalık olarak tanımlamak değil, tam tersine, kendinizi zorlandığınız noktada fark edebilmek ve ihtiyaç duyduğunuz desteği zamanında alabilmektir.

Sürekli ağlamak depresyon belirtisi midir?

Sürekli ağlama isteği depresyonda görülebilen belirtilerden biri olmakla beraber tek başına depresyon anlamına gelmez. Depresyon değerlendirilirken kişinin duygu durumu, keyif ve ilgi kaybı, enerji düzeyi, uyku, iştah, düşünce yapısı ve günlük işlevselliği birlikte ele alınır ve nihai tanı için uzmanı tarafından klinik bir değerlendirme gerekir.

Hiçbir neden yokken ağlama isteği neden olur?

Bazen ağlama isteğinin belirgin bir nedeni olmayabilir, bazen de neden vardır ancak kişi henüz onu fark edememiştir. Birikmiş stres, yorgunluk, kaygı, bastırılmış duygular, yaşanan değişimler veya bazı fiziksel ve hormonal etkenler ağlama isteğinde artışa neden olabilir.

Sürekli ağlama isteği hormonlardan kaynaklanabilir mi?

Hormonal değişiklikler duygu durumunu etkileyebilir. Özellikle regl öncesi dönem, gebelik ve doğum sonrası dönemde ağlama eğilimi artabilir fakat belirtileri yalnızca hormonlara bağlamak yerine kişinin genel psikolojik ve fiziksel durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Ağlama isteği psikolojik mi, fiziksel midir?

Her ikisi de olabilir. Psikolojik zorlanmaların yanı sıra uyku eksikliği, kronik yorgunluk ve hormonal değişiklikler gibi fiziksel etkenler de rol oynayabilir. Bu nedenle kişinin yaşadığı belirtilere bütüncül bir şekilde bakmak önemlidir.

Sürekli ağlamak zararlı mıdır?

Ağlamak doğal bir duygusal tepkidir ve tek başına zararlı değildir. Burada üzerinde durulması gereken nokta, sürekli ağlama isteğinin neden ortaya çıktığı ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

Ağlamak rahatlatır mı?

Bazı insanlar ağladıktan sonra rahatladığını hisseder. Bazıları ise ağladıktan sonra da aynı yoğun duyguları yaşamaya devam eder. Ağlamak duygusal bir boşalma sağlayabilir fakat altta yatan sorunu çoğu zaman tek başına çözmeyecektir.

Sürekli ağlama isteği için hangi uzmana başvurmalıyım?

Ağlama isteğinin psikolojik nedenlerle ilişkili olabileceği durumlarda klinik psikologdan destek alınabilir. Belirtilerin yoğunluğuna ve eşlik eden fiziksel bulgulara göre psikiyatrist veya ilgili hekim değerlendirmesi için yönlendirme gerekebilir.

Hamilelikte sürekli ağlama isteği olur mu?

Gebelik dönemindeki hormonal değişiklikler ve hayatın getirdiği yeni sorumluluklar duygusal hassasiyeti artırabilir ve bunun neticesinde de ağlama isteğinde artış görülebilir. Bu ağlama isteğine eşlik eden yoğun üzüntü, kaygı, umutsuzluk veya günlük yaşamı etkileyen başka belirtiler varsa destek almak önemlidir.

Antidepresan kullanmadan bu durum düzelir mi?

Her ağlama isteği ilaç tedavisi gerektirmez ve bireyin nasıl bir desteğe ihtiyaç olduğu, belirtilerin nedenine ve şiddetine göre değişir. Bazı durumlarda psikoterapi ve yaşam düzenlemeleri yeterli olabilirken bazı durumlarda psikiyatrist değerlendirmesi ve ilaç tedavisi gerekli olabilir.

Regl öncesi sürekli ağlama isteği normal midir?

Regl öncesi dönemde hormonal değişikliklere bağlı olarak duygusal hassasiyet ve ağlama eğiliminde artış görülebilir. Diğer taraftan, belirtilerin her ay çok yoğun yaşandığı veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilediği durumlarda bir uzmandan değerlendirme almak faydalı olabilir.

B12 veya D vitamini eksikliği ağlama isteği yapar mı?

Bazı vitamin ve mineral eksiklikleri kişinin enerji düzeyini ve genel iyi oluşunu etkileyebilir fakat sürekli ağlama isteğini yalnızca bir vitamin eksikliğiyle açıklamak doğru ve makul değildir. Gerekli durumlarda hekim değerlendirmesi ve uygun tetkiklerle fiziksel nedenler araştırılabilir.