Terapi süreciyle ilgili bilgi almak ve randevu oluşturmak için telefon numaramız üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Çocuklar kendilerini her zaman yetişkinler gibi sözcüklerle ifade edemeyebilir ve yaşadıkları duygusal güçlükleri, korkuları, kaygıları veya günlük yaşamda karşılaştıkları zorlanmaları anlatmak yerine bunları oyunları ve davranışları aracılığıyla gösterebilirler. Oyun terapisi, çocuğun kendini ifade etme biçimi olan oyundan yararlanarak duygularının, düşüncelerinin ve yaşantılarının ele alındığı bir terapi yaklaşımıdır.
Çocuklarda yaşanan davranışsal ve duygusal güçlüklerde, yaşanan değişim ve geçiş dönemlerinde veya çocuğun günlük yaşamını etkileyen bazı sorunlarda gündeme gelen oyun terapisinin ne olduğunu, çocukların duygusal ve sosyal gelişimine nasıl katkı sağlayabileceğini, hangi durumlarda tercih edilebildiğini, terapi süresini ve farklı oyun terapisi yaklaşımlarını hazırladığım bu yazıda bulabilirsiniz.
Oyun terapisi, çocuğun kendisini doğal olarak ifade ettiği oyun ortamından yararlanarak duygusal ve davranışsal güçlüklerinin ele alınmasını amaçlayan psikoterapötik bir yaklaşımdır. Çocuk için oyun yalnızca eğlenme ya da vakit geçirme aracı değil, aynı zamanda yaşadıklarını anlamlandırdığı, duygularını ifade ettiği ve çevresiyle ilişki kurduğu önemli bir iletişim biçimidir.
Terapi sürecinde çocuğun yaşına, gelişimsel özelliklerine ve ihtiyaçlarına uygun bir ortam oluşturulur. Terapist, oyunun içeriğini ve çocuğun oyun sırasındaki davranışlarını değerlendirerek terapi sürecini çocuğun ihtiyaçlarına göre yapılandırır.
Oyun terapisi, bu alanda gerekli eğitimleri tamamlamış ve çocuklarla psikoterapi konusunda yetkin bir uzman tarafından uygulanmalıdır çünkü terapi odasındaki oyun ile günlük yaşamda oynanan oyun her ne kadar sıklıkla karıştırılsa da aynı amaç ve çerçeveye sahip değildir.
Oyun terapisi, çocuğun yaşadığı güçlüklerin ele alınmasının yanı sıra kendisini ve çevresini daha iyi anlamasına destek olur. Terapi sürecinin katkıları çocuğun yaşına, yaşadığı güçlüğe ve bireysel özelliklerine göre değişebilir. Temel birkaç noktadan baktığımızda ise oyun terapisinin faydaları şöyledir:
Oyun terapisi, çocuğun yaşadığı psikolojik güçlüklerin ele alınmasında oyunu bir iletişim ve ifade aracı olarak kullanır ve terapi sürecinde çocuk, kendisini kabul edilmiş ve güvende hissettiği bir ortamda yaşantılarını kendi gelişim düzeyine uygun biçimde ortaya koyar.
Terapi süreci yalnızca yaşanan soruna odaklanmakla sınırlı değildir. Çocuğun duygularını tanıması, bunları ifade edebilmesi, ilişkilerini anlamlandırması ve baş etme becerilerini geliştirmesi de terapi sürecinin önemli parçaları arasında yer alır.
Çocuklar bazen ne hissettiklerini sözcüklerle anlatmakta zorlanabilir. Oyun, çocuğun korku, öfke, üzüntü, kaygı veya hayal kırıklığı gibi duygularını ifade etmesine yardımcı olan doğal bir alan oluşturur. Bu süreçte çocuk, duygularını fark etmeyi, onları ifade etmeyi ve yoğun duygularla başa çıkabilmek için farklı yollar geliştirmeyi öğrenir ve terapi kendisini daha iyi tanımasına ve duygusal ihtiyaçlarının anlaşılmasına da katkı sağlar.
Oyun aynı zamanda çocukların ilişkileri deneyimlediği önemli bir alandır. Oyun terapisi sürecinde sıra bekleme, sınırları fark etme, iletişim kurma, karşısındaki kişinin bakış açısını anlamaya çalışma ve çatışmalarla baş etme gibi sosyal beceriler ele alınır. Özellikle arkadaş ilişkilerinde zorlanan, iletişim kurmakta güçlük yaşayan veya sosyal ortamlarda kaygı yaşayan çocuklarda, çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda sosyal becerilerin desteklenmesi terapi sürecinin bir parçası olur.
Her çocuğun yaşadığı güçlük aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı çocuklar yaşadıkları sorunları davranışlarıyla gösterirken bazıları içe kapanabilir, kaygılanabilir veya oyunlarında değişiklikler gösterebilir. Oyun terapisi, çocuğun yaşadığı güçlük ve gelişimsel özellikleri değerlendirilerek farklı durumlarda gündeme gelebilir. Örneğin:
Burada çocuğun tek bir davranışından yola çıkarak oyun terapisine ihtiyaç duyup duymadığına karar vermemek doğru olmaz. Davranışın ne zaman başladığı, ne sıklıkta görüldüğü, çocuğun gelişimsel özellikleri ve yaşadığı çevresel koşullar terapist değerlendirmesinde belirleyicidir.
Çocuğu ve terapi sürecine vereceği tepkiyi görmeden, terapinin kaç seans sürecine dair bir yorum yapmak doğru olmayacaktır. Her çocuk için süreç aynı şekilde işlemez.
Çocuğun terapiye başvurma nedeni, yaşadığı güçlüğün niteliği, sorunun ne kadar süredir devam ettiği, çocuğun gelişimsel özellikleri, aile dinamikleri ve terapi sürecine verilen yanıt süreyi etkileyebilen faktörlerdendir. Ebeveynlerin terapi sürecine uygun şekilde dahil olması da sürecin sağlıklı e verimli ilerlemesinde önemli bir yere sahiptir.
Farklı kuramsal yaklaşımlara ve uygulama biçimlerine dayanan oyun terapisi türleri bulunmaktadır ve çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, yaşadığı güçlü ve terapi hedefleri değerlendirilerek uygun yaklaşım belirlenir. İçeriğin devamında detaylarını bulacağınız bu yaklaşımlar şöyledir: Çocuk Merkezli Oyun Terapisi, Deneyimsel Oyun Terapisi ve Filial Terapi.
Çocuk Merkezli Oyun Terapisi, çocuğun oyun içerisinde kendisini özgürce ifade edebilmesine ve kendi içsel kaynaklarını keşfetmesine alan açan bir yaklaşımdır. Terapist, çocuğun seçtiği oyun ve etkinlikleri takip eder, güvenli, kabul edici ve yargılamayan bir ilişki içerisinde çocuğa eşlik eder.
Bu yaklaşımda çocuğun duygularını ve yaşantılarını kendi hızında ortaya koyabilmesine önem verilir. Terapist, çocuğu belirli bir davranışa yönlendirmek yerine onun ihtiyaçlarını ve oyun içerisindeki ifadelerini anlamaya odaklanır.
Deneyimsel Oyun Terapisi, çocuğun yaşadığı duygusal deneyimleri oyun aracılığıyla ortaya koymasına ve yeniden anlamlandırmasına alan açan bir yaklaşımdır. Çocuğun sözel olarak ifade etmekte zorlandığı yaşantılar, oyun içerisinde sembolik olarak ortaya çıkabilir.
Terapist, çocuğun oyununa onun dünyasına eşlik ederek katılır ve çocuğun yaşantısını anlamaya çalışır. Özellikle çocuğun yaşadığı duygusal zorlanmaların, ilişkisel deneyimlerin ve bazı yaşam olaylarının oyun yoluyla ele alınmasında kullanılabilir.
Filial Terapi, ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları ilişkiyi oyun yoluyla güçlendirmelerini ve terapötik oyun becerilerini günlük yaşamlarına taşımalarını amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu süreçte ebeveynlere çocuklarıyla özel oyun zamanları oluşturma ve bu oyunlarda belirli becerileri kullanma konusunda rehberlik edilir.
Filial Terapi’nin önemli özelliklerinden biri, ebeveynin terapi sürecinde daha aktif bir rol üstlenmesidir. Böylece terapi odasında ele alınan bazı becerilerin ebeveyn-çocuk ilişkisi içerisinde günlük yaşama aktarılması desteklenebilir.
Oyun terapisi hakkında ebeveynlerin kulaktan kulağa ve dijital ortamda sıklıkla karşılaştığı doğru kabul edilen yanlışlar bulunur ve bunlar “çocuk zaten evde oynuyor, sorununu anlatabiliyorsa oyun terapisine gerek yok” vb. düşünceler ile terapinin temel amacının yanlış anlaşılmasına neden olur. Bu bölümde, sıklıkla duyduğumuz bu yanlış düşünceleri inceleyebilirsiniz.
1- Oyun terapisinde çocuk sadece oyun oynuyor, bunu evde de yapabiliriz.
Oyun terapisi, günlük yaşamda oynanan oyundan farklı olarak belirli bir terapötik çerçeve içerisinde gerçekleştirilir. Terapistin çocuğun oyununu takip etmesi, çocuğun ifadelerini anlamlandırması ve terapi hedefleri doğrultusunda süreci yürütmesi bu farkın önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla terapi odasında oyun oynanması, sürecin yalnızca oyun oynamaktan ibaret olduğu anlamına gelmez.
2- Birkaç seans sonunda çocuğun davranışlarında belirgin değişiklik görülmelidir.
Her çocuğun terapiye verdiği yanıt ve değişim süreci farklıdır. Bazı değişiklikler erken dönemde fark edilebilirken bazı durumlarda daha uzun bir zamana ihtiyaç duyulabilir. Bu nedenle birkaç seans içerisinde mutlaka belirgin bir davranış değişikliği beklemek gerçekçi değildir. Terapi süreci çocuğun ihtiyaçları ve gelişimi doğrultusunda değerlendirilmelidir.
3- Oyun terapisi yalnızca ağır travma veya psikiyatrik tanısı olan çocuklar içindir.
Oyun terapisi yalnızca ağır sorunlar yaşayan veya psikiyatrik tanısı bulunan çocuklara yönelik değildir. Çocuğun günlük yaşamını etkileyen duygusal, davranışsal veya ilişkisel güçlüklerde de terapi değerlendirmeye alınabilir. Burada önemli olan çocuğa bir etiket koymak değil, yaşadığı güçlüğün niteliğini ve desteğe olan ihtiyacını değerlendirmektir.
4- Oyun terapisinde terapist çocuğa nasıl davranması gerektiğini öğretir.
Oyun terapisinin amacı çocuğa doğrudan “doğru davranışı” öğretmekten ibaret değildir. Öncelikle çocuğun davranışlarının ve duygularının anlaşılması hedeflenir. Terapi sürecinde çocuk, yaşadığı duyguları fark etme, ifade etme ve farklı baş etme yolları geliştirme konusunda desteklenebilir.
5- Çocuk yaşadığı sorunu anlatabiliyorsa oyun terapisine gerek yoktur.
Bir çocuğun yaşadığı problemi anlatabiliyor olması, duygusal yaşantısının tamamını sözel olarak ifade edebildiği anlamına gelmez. Çocuklar bazı deneyimlerini sözcüklerden çok oyun, davranış veya semboller aracılığıyla ortaya koyabilir. Bu nedenle çocuğun konuşabiliyor olması tek başına oyun terapisinin gerekip gerekmediğini belirleyen bir ölçüt değildir.
Oyun terapisine uygun çocuklar noktasında yalnızca yaşa bakılarak bir karar verilmez. Terapist, çocuğun oyun yoluyla kendisini ifade edebildikleri dönemdeki gelişimsel özellikleri, yaşadığı güçlüğü ve ihtiyaçlarını değerlendirerek terapiye uygun noktasında karar verir.
Oyun terapisinin süresi, çocuğun terapiye verdiği yanıta, gelişimsel özelliklerine ve yaşadığı sorunun niteliği ve süresine bağlı değişkenlik gösterdiğinden dolayı başlangıçta tüm çocuklar için geçerli sabit bir seans sayılı belirtmek doğru olmayacaktır.
Çocukla ilgili terapistin ihtiyaç duyduğu bilgilerin tümünün aktarılması, çocuğun terapi dışında desteklenmesi, çocuğun günlük yaşamındaki değişimler ve ihtiyaçları noktasında terapist yönlendirmelerini uygulaması ve terapinin sınırlarına ve gizliliğine uygun şekilde sürece katılması, oyun terapisi sürecinde ebeveynlerin başlıca rolleridir.
Oyun terapisti, psikoloji ve çocuk psikolojisi ile psikoterapisi konusunda eğitim almış ve oyun terapisi alanında gerekli teorik ve uygulamalı eğitimleri tamamlamış uzmandır. Oyun terapisti seçiminde yalnızca uzmanın eğitim sertifikasına değil, temel mesleki eğitimine, çocuklarla çalışma deneyimine ve aldığı oyun terapisi eğitimlerinin kapsamına da dikkat edilmesi değerlidir.
Her çocuk için aynı terapi yaklaşımının uygun olduğunu söylemek doğru değildir. Çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, yaşadığı sorun, aile koşulları ve terapi ihtiyacı değerlendirilerek uygun yaklaşım belirlenir. Bazı durumlarda oyun terapisi uygun bir seçenek olabilirken farklı bir psikoterapi yaklaşımı ya da başka bir uzmanlık alanından destek gerekebilir.
Oyun terapisinin içeriğine, terapi tekniklerine ve sürecin nasıl ilerlediğine dair detaylı bir anlatım yaptıktan sonra bu bölümde, terapi sürecine ilişkin detayda merak edilen soruların yanıtlarını bulabilirsiniz.
Oyun terapisi ile ilaç tedavisinin birlikte kullanılıp kullanılmayacağı çocuğun ihtiyaçlarına ve mevcut değerlendirmelere göre yanıtlanması gereken bir sorudur, kesin bir ifade kullanmak doğru değildir. İlaç tedavisi gerekip gerekmediği noktasında Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanının değerlendirmesiyle ele alınmalıdır.
Gerekli görülen durumlarda farklı uzmanlık alanları arasında iletişim ve iş birliği sağlanarak çocuğun ihtiyaçları bütüncül biçimde değerlendirilir ve koordineli hareket edilir.
Terapiye yeni başlayan bir çocuk terapisti tanımayı, ortama alışmayı ve kendisini güvende hissetmeyi ister. Dolayısıyla ilk seanslarda konuşmak istememesi normal karşılanmalıdır ki zaten oyun terapisi de çocuğun kendisini yalnızca konuşarak ifade etmesini bekleyen bir yaklaşım değildir. Çocuk oyun, davranış ve etkileşim yoluyla da kendisini ifade edebilir. Bu süreci terapist en sağlıklı şekilde yürütecektir.
Çocuğun seansta ne yaptığını merak etmeniz doğal olmakla beraber onu ayrıntılı bir şekilde sorgulamak ve terapide konuştuklarını anlatması için zorlamak, terapi sürecini olumsuz etkileme ihtimaline sahiptir.
Bu nedenle, bu gibi baskıcı bir tavrın yerine “bugün nasıldı” gibi açık ve baskı oluşturmaya sorular tercih edilmelidir. Diğer taraftan terapi sürecinin gizliliği ve çocuğun mahremiyetinin yaşına ve gelişim düzeyine uygun biçimde korunması gerektiğini de altını çizmemiz gerekir.
Çocuğa terapiyi korkutucu ya da cezalandırıcı bir deneyim gibi anlatmamak önemlidir. “Seni düzeltmesi için gidiyorsun yahut yaramazlık yaptığın için psikoloğa gideceksin” gibi ifadelerden kaçınılmalı, çocuğa yaşına uygun ve sade bir dille, kendisini daha iyi hissetmesine ve yaşadığı bazı şeyleri konuşup oyun yoluyla ele almasına yardımcı olacak bir görüşmeye gideceğini söylemelisiniz.
Ebeveynlerin ya da farklı bireylerin çocuklarla oyun oynaması, onlarla kurdukları ilişki bakımından son derece değerli olmakla beraber bu durum oyun terapisi ile kesinlikle aynı değildir.
Belirli bir psikoterapi çerçevesi içerisinde bu alanda eğitim almış uzmanlar tarafından birtakım teknik ve teorik bilgiye bağlı kalarak yürütülmesi gereken oyun terapisinde, uzman olduğunu iddia eden fakat sertifika sahibi olmayan kurum ve kişilerden uzak durmanızı öneririz.
Uzmanın mesleki deneyimi, seans süresi ve terapinin sunulduğu kuruma bağlı olarak değişkenlik göstermesi dolayısıyla oyun terapisi seans ücretlerine dair kesin bir ifade kullanmak mümkün değildir.
Güncel seans ücretleri ve randevu bilgileri için doğrudan terapi almayı düşündüğünüz uzman ya da kurumla iletişime geçmenizi öneririz.
Klinik Psikolog Ece Şahin, Kocaeli Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans, ardından Maltepe Üniversitesi Gelişim Psikolojisi ve Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programlarından onur derecesiyle mezun olmuştur.
© 2026, Tüm Hakları Saklıdır
Sınırlı Sorumluluk Beyanı: Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.
Bilgi ve İletişim