Öne çıkan noktalar

Duygudurum bozukluklarıyla ilgili bilinmesi gereken dört temel nokta:

1
Her duygu değişimi bir duygudurum bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Belirtilerin süresi ve yoğunluğu önemlidir.
2
Duygudurum bozuklukları kişinin duygularının yanı sıra düşüncelerini, davranışlarını, ilişkilerini ve günlük yaşamını da etkileyebilir.
3
Depresif ve bipolar bozukluklar farklı belirtiler ve dönemlerle seyredebilir. Yalnızca duygu değişimlerine bakılarak tanı konulamaz.
4
Uzun süren, tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen belirtilerde uzman yönlendirmesi almak önemlidir.

Duygularımız gün içerisinde değişebilir ve bu değişimler yaşamın doğal bir parçasıdır. Bazen kendimizi neşeli ve enerjik hissederken bazen daha içe dönük, üzgün veya kaygılı olabiliriz fakat duygu durumundaki değişimler uzun sürdüğünde, belirgin şekilde yoğunlaştığında veya kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini ve işlevselliğini etkilemeye başladığında üzerinde durulması gereken bir durum olarak dikkat çekmelidir. Duygudurum bozuklukları, kişinin duygu durumunda belirgin ve süreklilik gösteren değişimlerle seyreden ruhsal sağlık sorunlarını ifade eder.

Uzman Adı



UZMAN GÖRÜŞÜ

Duygudurum bozukluklarında yalnızca kişinin kendisini üzgün, enerjisiz veya tam tersine çok enerjik hissetmesine odaklanmak yeterli değildir. Klinik değerlendirmede belirtilerin süresi, dönemsel seyri, kişinin olağan duygu durumundan ne ölçüde farklılaştığı ve işlevselliğinde yarattığı değişim birlikte ele alınmalıdır.

Ece Şahin

Klinik Psikolog

Duygudurum Bozukluğu Nedir?

Duygudurum, kişinin belirli bir süre boyunca genel olarak nasıl hissettiğini ifade eder. Üzüntü, neşe, huzursuzluk, kaygı veya coşku gibi duygularımızın gün içinde değişmesi oldukça doğaldır. Duygudurum bozukluklarında ise bu değişimler kişinin yaşadığı koşullara göre beklenenden daha yoğun veya uzun sürelidir. Duygu durumundaki değişiklikler yalnızca kişinin nasıl hissettiğini değil, düşüncelerini, davranışlarını, ilişkilerini, uyku ve iştah düzenini ve günlük yaşamını da etkileyebilir.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Her üzgün hissetmek depresyon, her duygu değişimi ise bipolar bozukluk anlamına gelmez. Ruhsal belirtileri değerlendirirken kişinin yaşadığı sürecin bütünü, belirtilerin süresi, yoğunluğu ve günlük yaşam üzerindeki etkisi birlikte ele alınmalı ve tanı yalnızca uzman tarafından konulmalıdır.

Duygudurum Bozukluğu Çeşitleri

Duygudurum bozuklukları tek bir tablodan oluşmaz ve farklı belirtiler ve farklı seyir özellikleriyle ortaya çıkabilir. Bu kapsamda, depresif bozukluk, bipolar bozukluk ve süreğen duygudurum değişikliklerinin detaylarına bakarak devam edeceğiz.

Depresif Bozukluk

Depresif bozukluklarda uzun süre devam eden çökkün duygu durum veya daha önce keyif veren etkinliklere karşı ilgi ve istekte belirgin azalma görülebilir. Buna enerji kaybı, uyku ve iştah değişiklikleri, dikkat güçlükleri, umutsuzluk veya kişinin kendisiyle ilgili olumsuz düşünceler eşlik edebilir.

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozuklukta depresif dönemlerin yanı sıra mani veya hipomani dönemleri görülür. Bu dönemlerde kişinin olağan duygu durumundan belirgin biçimde farklı olarak enerjisinde ve aktivite düzeyinde artış, daha az uyuma ihtiyacı, hızlı düşünme veya konuşma, kendine güven artışı ve dürtüsel davranışlar görülür.

Bipolar bozukluğu yalnızca “duyguların çok hızlı değişmesi” şeklinde düşünmek doğru değildir. Tanılama sürecinde yaşanan dönemlerin özellikleri, süresi ve kişinin yaşamına etkisi ayrıntılı biçimde değerlendirilir.

Süreğen Duygudurum Değişiklikleri

Bazı kişilerde duygu durumundaki belirtiler daha uzun süreli ancak daha düşük yoğunlukta seyredebilir. Bu tür durumlarda kişi kendisini uzun zamandır “iyi hissetmiyor, hep biraz mutsuz veya eski enerjim yok” şeklinde ifade edebilir. Bu nedenle yalnızca belirtilerin şiddetine değil, ne kadar süredir devam ettiğine de bakmak önemlidir.

Duygudurum Bozukluğunun Belirtileri

Kişiden kişiye değişmekle ve aynı kişide farklı dönemlerde farklı belirtilerin öne çıktığı görülmekle beraber duygudurum bozukluklarında sıklıkla karşılaşılan belirtileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Uzun süren çökkünlük veya mutsuzluk
  • Daha önce keyif veren şeylere karşı ilgi ve istekte azalma
  • Belirgin enerji kaybı ve yorgunluk
  • Uyku düzeninde değişiklik
  • İştah veya kilo değişiklikleri
  • Dikkat ve konsantrasyon güçlükleri
  • Kendini değersiz veya suçlu hissetme
  • Umutsuzluk
  • Sosyal ilişkilerden uzaklaşma
  • Belirgin huzursuzluk veya her duruma aşırı tepki durumu
  • Duygu durumunda belirgin yükselme veya taşkınlık
  • Normalden daha az uyuma ihtiyacı
  • Konuşma ve düşünce hızında belirgin artış
  • Dürtüsel veya kişinin alışık olmadığı riskli davranışlarda artış

Burada altını çizmemiz gereken; tek başına bu belirtilerden birinin bulunması duygudurum bozukluğu olduğu anlamına gelmediğidir. Belirtilerin bir arada değerlendirilmesi, ne kadar sürdüklerinin ve kişinin yaşamını nasıl etkilediklerinin anlaşılması gerekir.

Duygudurum Bozukluğu Neden Olur?

Duygudurum bozukluklarının ortaya çıkışını tek bir nedene bağlamak çoğu zaman mümkün değildir. Biyolojik yatkınlık, genetik özellikler, kişinin yaşam deneyimleri, stresli veya travmatik yaşantılar, sosyal çevre ve psikolojik süreçler bir arada rol oynayabilir.

Bazı kişilerde aile öyküsü nedeniyle yatkınlık bulunabilirken bazı kişilerde belirtilerin ortaya çıkışından önce uzun süreli stres veya önemli yaşam olayları görülebilir. Burada sık karşılaşılan bir yanlış inanış da şudur; “Güçlü insan depresyona girmez.”. Oysa ruhsal zorlanma yaşamak güçsüzlük göstergesi değildir. Bir kişinin dışarıdan hayatını düzenli biçimde sürdürüyor görünmesi, içeride herhangi bir zorluk yaşamadığı anlamına gelmez.

Benzer şekilde “Biraz kafanı dağıtırsan geçer.” yaklaşımı da her durumda yeterli değildir. Bazen kişinin yaşadığı duygusal sürecin anlaşılması ve profesyonel destekle ele alınması gerekir.

Duygudurum Bozuklukları Nasıl Tanılanır?

Duygudurum bozukluklarında tanılama yalnızca bir test sonucuna bakılarak yapılmaz. Klinik değerlendirme sürecinde kişinin yaşadığı belirtiler, belirtilerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, hangi sıklıkta ortaya çıktığı ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği ayrıntılı olarak ele alınır.

Geçmişte yaşanan ruhsal süreçler, aile öyküsü, kullanılan ilaçlar, uyku düzeni, fiziksel sağlık durumu ve varsa madde kullanımı gibi bilgiler de değerlendirmede önem taşır. Psikolojik testler veya değerlendirme ölçekleri gerektiğinde sürece yardımcı olabilir fakat bunlar tek başına tanı koymak için yeterli değildir.

Tanı konusunda özellikle psikiyatri değerlendirmesi önem taşır. Klinik psikologlar ise psikolojik değerlendirme ve terapi sürecinde kişinin yaşadığı güçlükleri anlamaya, belirtilerle baş etmesine ve işlevselliğini desteklemeye yönelik çalışırlar.

Duygudurum Bozuklukları Tedavisi Nasıl Olur?

Duygudurum bozukluklarında izlenecek yol, kişinin yaşadığı belirtilere ve ihtiyaçlarına göre değişir. Tanı konusunda özellikle psikiyatri değerlendirmesinin yanı sıra ihtiyaç duyulursa ilaç tedavisi de gerekli olabilir. İlaç tedavisi konusunda karar verme ve takip süreci psikiyatri uzmanının sorumluluğundadır.

Psikoterapi desteği ise kişinin duygu, düşünce ve davranışları arasındaki ilişkileri fark etmesine; stresle ve zorlayıcı duygularla daha sağlıklı biçimde baş etmesine yardımcı olabilir. Terapi sürecinde kişinin yalnızca mevcut belirtileri değil, bu belirtilerin yaşamındaki karşılığı, ilişkileri, baş etme biçimleri ve ihtiyaçları da ele alınabilir.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalıdır?

Herkes zaman zaman kendisini üzgün, isteksiz, kaygılı veya enerjisiz hissedebilir. Önemli olan bu duyguların ne kadar sürdüğü ve kişinin hayatını ne ölçüde etkilediğidir. Aşağıdaki durumlardan birkaçını tekrarlı ve artan duygular halinde yaşıyorsanız uzman desteği almanızı öneririz:

  • Uzun süredir kendinizi çökkün veya mutsuz hissediyorsanız,
  • Daha önce keyif aldığınız şeylere karşı ilginiz azaldıysa,
  • Uyku veya iştah düzeniniz belirgin biçimde değiştiyse,
  • Günlük sorumluluklarınızı yerine getirmekte zorlanıyorsanız,
  • İnsanlardan giderek uzaklaşıyorsanız,
  • Duygularınızda belirgin ve alışık olmadığınız değişimler fark ediyorsanız,
  • Yoğun enerji artışı, çok az uyuma ve dürtüsel davranışlar gibi dönemler yaşıyorsanız,
  • Yaşadığınız belirtiler iş, okul veya ilişkilerinizi etkiliyorsa bir ruh sağlığı uzmanından değerlendirme almak faydalı olabilir.

Buradaki amaç yaşanan her duygusal değişimi bir hastalık olarak değerlendirmek değildir. Bazen uzman desteği almak için belirtilerin çok ağırlaşmasını beklemek gerekmez. Kişinin kendisini anlamakta veya yaşadığı süreci yönetmekte zorlandığını fark etmesi de destek almak için yeterli bir neden olabilir.

Duygudurum Bozukluğu Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Duygudurum bozukluklarının seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Bazı dönemlerde belirtiler azalabilir veya kendiliğinden hafifleyebilir. Yine de bu durum sorunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmeyebilir. Tedavi edilmeyen veya takip edilmeyen bazı durumlarda belirtiler kişinin işlevselliğini, ilişkilerini, iş yaşamını ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle uzun süren veya tekrarlayan belirtileri görmezden gelmek yerine kişinin yaşadığı süreci değerlendirmek ve ihtiyaç duyduğu desteği belirlemek önemlidir.

Duygudurum Bozukluğu Ne Zaman Geçer?

Terapi süreci noktasında her birey için geçerli tek bir süre vermek doğru değildir. Duygudurum bozukluklarının seyri, kişinin yaşadığı durumun türüne, belirtilerin yoğunluğuna, ne kadar süredir devam ettiğine, eşlik eden koşullara ve alınan desteğe göre değişebilir. Bu nedenle “şu kadar zamanda mutlaka geçer” demek sağlıklı bir yaklaşım olmaz.

Diğer taraftan belirtilerin devam ediyor olması, kişinin her zaman böyle hissedeceği anlamına da gelmez. Uygun değerlendirme ve ihtiyaçlara göre oluşturulan destek süreciyle kişinin kendisini daha iyi anlaması, belirtilerle baş etmesi ve yaşamını yeniden düzenlemesi mümkün olabilir.

Duygudurum bozukluğu ile depresyon aynı şey midir?

Depresif bozukluklar, duygudurum bozuklukları içerisinde değerlendirilen durumlardan biridir. Depresyon daha çok çökkün duygu durum, ilgi ve keyif kaybı gibi belirtilerle ilişkilendirilirken, bipolar bozuklukta depresif dönemlerin yanı sıra mani veya hipomani dönemleri de görülebilir. Bu nedenle “duygudurum bozukluğum var” ifadesinin hangi durumu ifade ettiğini anlamak için profesyonel değerlendirme gerekir.

Duygudurum bozukluğu ile bipolar aynı şey midir?

Bipolar bozukluk bir duygudurum bozukluğudur fakat her duygudurum bozukluğu bipolar bozukluk değildir. Bipolar bozuklukta depresif dönemlerin yanında mani veya hipomani dönemleri görülür. Bu dönemlerde kişinin enerji düzeyi, uyku ihtiyacı, konuşma ve düşünce hızı, davranışları ve karar verme biçimi belirgin biçimde değişebilir. Bu nedenle yalnızca “duygularım çok değişiyor” demek bipolar bozukluk tanısı için yeterli değildir.

Duygudurum bozukluğunda hangi psikolojik test kullanılır?

Duygudurum bozukluklarının değerlendirilmesinde farklı psikolojik ölçeklerden ve yapılandırılmış görüşmelerden yararlanılabilir fakat önemli olan nokta, tek bir testin kişinin tanısını belirlememesidir.

Kullanılan ölçekler, kişinin belirtilerinin düzeyi ve değişimi hakkında klinisyene yardımcı bilgiler sağlayabilir. Tanılama ise kişinin öyküsü ve klinik değerlendirme ile birlikte psikiyatri tarafından ele alınarak yapılır.

Duygudurum bozukluğu kendiliğinden geçer mi?

Bazı dönemlerde belirtiler kendiliğinden hafifleyebilir fakat belirtilerin azalması, altta yatan sürecin mutlaka tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Belirtilerin tekrarladığı, günlük yaşamı etkilediği ve giderek ağırlaştığı senaryoda uzman desteği almak önemlidir. Bu süreçte kişinin yardım almak için “artık baş edemiyorum” noktasına gelmesini beklemesine gerek yoktur. Erken dönemde alınan doğru destek, kişinin yaşadığı süreci daha iyi anlamasına ve baş etme yollarını geliştirmesine yardımcı olur.